Visit Blog
Explore Tumblr blogs with no restrictions, modern design and the best experience.
#ayrılık
didoretrosu · 5 hours ago
Text
bir süre olmayacağım, kafamı dinlemem lazım. psikolojim zaten kötü, buralar iyice bozuyor. dayanamıyorum artık bazı şeylere. unutamıyorum, üzülüyorum. biliyorum ki benim yokluğumu hissetmeyeceksiniz, biliyorum ki kimsenin umrunda değilim -bu durum hoşuma gidiyor- bir süreliğine kendi kabuğuma çekileceğim. kendimle başbaşa kalacağım, kendimi toparlayıp geleceğim. umarım toparlayabilirim. ama şunu anladım ki; ben kimden medet umduysam, kime dayanıp beni iyileştireceğine inandıysam tuttu beni yüzüstü bırakıp gitt. olsun, canınız sağolsun. benden bu kadar, hadi eyvallah derttaşlar.
2 notes · View notes
karamelek38 · 6 hours ago
Photo
Tumblr media
Nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata. Öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.. - Murathan Mungan
0 notes
silgimbitelicokoldu · 8 hours ago
Text
Tumblr media
Tumblr media
İyi ol...
Sağ ol...
Uzak ol...
Ama bir daha görme beni...
5 notes · View notes
belkidebirharfimben · 14 hours ago
Text
Çatlaklar nasıl tedavi edilir?
İnsan olup da ayn(r)ılıkların etrafında dönmemek mümkün mü arkadaşım? Hafızanın getirisidir bu tekrar. Ruhun belirtisidir şu tavaf. Bizi ‘biz’ yapan da beni ‘ben’ yapan da o ‘biz'in ve ‘ben'in şifreleriyle kurabildiğimiz bağlardır. Elhamdülillah. Ve de bin şükür. O zaman mecburum ayn(r)ılıklarımı gezinmeye ben. Tavafım sayesinde ‘biz-ben’ bilincine sahip oluyorum çünkü. Neden küseyim? Hikmetleri hatırına barışmam gerek. Bazı yüzler ilk gördüğüm günkü gibi aklımda. Evet. Bazı kırgınlıklar aynı sızıyı saklıyor. Tamam. Ama, kabul edelim, şimdi aynı Ahmed olarak bakmıyorum onlara. Bütünle kurduğum ilgiler beni de değiştirdi. Manzarayı keşfettikçe detayları başkalaştı.
Yanlış biliyoruz. Yaşlanmak yıpranmak değildir belki de arkadaşım. Uzlaşmaktır. Uzaklaşmaktır. Resmin bütününe bakmaktır biraz daha. Evvelce canını yakan şeylere, bütünlükteki hikmetlerini farkederek, barış elini uzatmaktır. Kur’an’da buyrulduğu gibi: “Sulhte hayır vardır.” Hayır sulhle görünür çünkü. Parçalar barışmadan bütün olamazlar. Öyle ya: Düşmanlarımızla da barıştığımız birgün gelir. Her fırsatta kavga ettiğiniz o çocukla gün gelir geçmişi gülerek yâdedersiniz. Yaşlılık, vaktiyle ciddiye aldıklarınızla alay ettiğiniz, alay ettiklerinizi de ciddiye aldığınız bir süreçtir sanki. Gözler geriledikçe parçaların arasındaki uyum daha sıkı kollanır. Uyuma uyanıldıkça da detaylarla uzlaşılır.
Çocukken çocukluğumun her parçasıyla barışık değildim arkadaşım. Hatta pek tatsız bölümleri olduğunu hatırlıyorum. Fakat uzaklaştıkça güzel bulmaya başladım. Uzaklaştıkça dert hüsünleşti. Çirkinlik giderek ‘dolayısıyla güzel’ oldu. Bu, bir kısmını unutmamla ilgili olduğu kadar, bütünde ifade ettiği anlamı kavrayışımla da ilgiliydi. Yazmak uzlaştırıyormuş. Gördüm bunu. Tecrübe ederek hem de. Şunu da söyleyebilirim: Çocuklar çocukluğun hiç geçmeyecek bir devir sanıyorlar. Ama büyükler bir parçadan ibaret olduğuna uyanıyorlar. Sabır da biraz bu uyanıştan doğuyor sanki. Yaşadıklarının parça olduğunu düşünen sabredebiliyor. Bütün olduğunu sanrılayansa onda boğuluyor.
‘Güzel için’ olması, mürşidimin ifadesiyle, 'neticesi itibariyle güzel’ olması çirkini de ister istemez güzellik kılar. Dahil olduğumuzun sıfatlarından biz de istifade ederiz. Manzaraya iltifat edildiğinde en yoz kayaların dahi ondan bir hissesi vardır. Kur’an’da Musa aleyhisselama "İçyüzünü bilmediğin birşeye nasıl sabredeceksin?" diyen Hızır aleyhisselamın nazarımızı çevirdiği biraz da bu değil miydi? Bütünü sezemiyorsan parçaya nasıl sabredeceksin? Öyle ya: Birşeyin içyüzü anlamıdır aslında. Bütündeki yeridir. Özüdür. Arkadaşım buna da iyi kulak ver: İmanın en büyük 'bütünlük uyanışı’ olduğunu düşünüyorum ben bu eşikten bakınca. Yani en büyük resim imanla görülendir.
Tevhid herşeyi tek-bir manzaranın parçası kılar. O zaman hiçbirşey diğerinden kopuk olmuyor işte. Neye baksanız, Bediüzzaman’ın tabiriyle, ‘mana-i harfî’ye mecbur oluyorsunuz. Hepsini yaratan aynı Allah olduğuna hiçbir varlık 'isim' olamaz. Yalnız kalamaz. Sırf kendisi için bakılamaz. Kısa bir mealiyle Kur’an’da buyrulduğu gibi yahut: "İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?" Sahi. Parça bütünden kopabileceğini mi sanır?
Arkada bırakmak yok. Zamansal bütünlüğün parçasıyız hepimiz. Şecere-i kainatın dallarıyız ya da kökleriyiz. Üzerimizde kardeşliğin izleri var. Aynılığın tavafı var. Evet. Kalbinizin sızısı yüzyıl geçse de sizinle. Tamam. Ama ne mutlu ki sizinle! Onun sayesinde bütüne dahil oldunuz. Aklınızdan çıkmayanlar ruhunuza işleyenlerdir. En unutulmaz bağlarınızdır. Nakış kıpırdandığında ilmeklerini hatırlar. Kilimiyle bağ kurar. Dertlerini böyle de tasavvur edebilirsin belki: Allah, bir bütünün parçası olduğunu sana onlarla öğretti. "Nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar..." cümlesini bir de böyle düşün derim arkadaşım. Nihayetinde gökyüzü de içimize çatlaklarımızdan sızıyor. Doğurduğu ışıksa, çatlaklarda tekrara düşmenin ne tehlikesi olabilir, vesselam.
0 notes
sensizlikguncesi · 16 hours ago
Text
Sana hep öfkeli kalmak isterdim. Bu beni diri tutuyor ama bilirsin, hemen her şey zamanla geçiyor. Sana olan öfkem de gün geçtikçe azalıyor. Bunun yerine geçen duyguyu tanımlamakta zorlanıyorum ama biraz tarif etmeyi deneyebilirim. Hiçbir şey yapmak için kendimde güç bulamıyorum. Hiçbir şeye odaklanamıyorum. Öylece günlerce ve aylarca yatmak istiyorum. Kimse benden bir şey istemesin, kimse bana bir şey sormasın. Yapmam gereken bazı sorumluluklarım var. Üzerime düşen görevleri her zaman layıkıyla yapmaya çalışırdım bilirsin, şimdi sadece ileride başıma dert olmasın diye geçiştirmelik ödevler yapıyor, baştan savma analizler yazıyorum. Dersin ödevini derste bana sıra gelene kadar halletmeye çalışıyorum. Derslerde bana yöneltilen sorulara mikrofonumu açmayıp sessiz kalarak yanıt veriyorum. Uzaktan eğitimin nimetleri işte. Oradayım ama ulaşamıyor bana hocalar. Sen de oradasın ama ben de sana ulaşamıyorum. Bak aramızda bir benzerlik buldum. Belki de sandığın kadar farklı kişiler değilizdir. Bir şeyler izlemek ya da okumak için bilgisayar başına geçiyorum, ana ekranı boş boş dakikalarca izleyip bilgisayarı geri kapatıyorum. Oyun bile oynamıyorum. Çok yatıyorum ama uyuyamıyorum. Gözlerim uykusuzluktan yanıyor ama aptal uyku bir türlü beni sarıp sarmalamıyor, evet tıpkı senin gibi. Kaç kilo olduğumu takip etmeyi bıraktım. Umrumda değil artık. Daha ne kadar zayıflayabilirim ki zaten? Daha ne kadar eksilebilirim? Sorular sorup yanıtlar aramaya bir süre ara verdim. Hastalandığımdan da haberin yoktu ama iyileştim. Yokluğuna alışma sürecinin ne kadarında böyle hissedeceğim bilmiyorum ama umarım bu durum kısa sürer. Ağlamak, bağırıp çağırmak ve hatta nefret etmek bile daha kolaydı. Son nefesimi vermem gerekse ona bile gücüm yetmeyecekmiş gibi hissediyorum. Başım dönüyor. Gözlerimi kapatmam da hiçbir işe yaramıyor. Şimdi düşündüm de gözlerimi kapatmam hiçbir zaman bir işe yaramamıştı zaten. Beni incitmelerini görmezden gelmelerim işe yaramadı, sana tepki vermedim diye hatalı ben oldum, kendimi özür dilerken buldum. Hayatımda baş gösteren sorunları inkar etmem onların yok olmasına da hiçbir zaman yetmedi. Yetmeyen ne çok şey var. Seninle geçirdiğim günler, zamanım, bir fincan kahve, internet paketleri ve siyah kalemlerin mürekkepleri asla yetmiyor. Yüzlerce mürekkepli kaleme ihtiyacım var.
7 notes · View notes
batnslay · 19 hours ago
Text
Ellerim titrerken ben, sana hak vermeye çalıştım.
Belki dedim. Çaba sarf eder, bekle dedim.
Kapına geldim, beni kaybetme dedim.
Saatleri bekledim, sen yerinden bile oynamadın.
2 notes · View notes
saturndekidunya · 20 hours ago
Text
Bu gece buluşalım mı rüyalarda, uzanalım mı yıldızlara?
3 notes · View notes
saturndekidunya · 20 hours ago
Text
Kafamda öldürdüklerini ağırlığını kalbimde taşıyorum...
2 notes · View notes
iyilimon · 20 hours ago
Text
Ben bu yolları ağlaya ağlaya yapamıyorum diye bağırarak aştım. Ellerim, ayaklarım, kollarım kan içinde. Hayat öyle bir yer ki kendinizi acı içinde yaşayarak buluyorsunuz. Dayanamıyorum diye diye ağlaya ağlaya bağırarak gideceksiniz o yolları...
2 notes · View notes
saturndekidunya · 20 hours ago
Text
Küçükken hemencecik büyümek isterdim. Nerden bilebilirdim ki acıların büyüdükçe arttığını...
1 note · View note
karamelek38 · a day ago
Photo
Tumblr media
Biz yaşayarak öğrendik, ateşin düştüğü yeri yaktığını..
0 notes
Text
Tanrıdan 7.kez yazmaayi isteyen "Rope"bile 7.kez yazdi ben seni defalarca yazmışım çok mu..🌹💔
1 note · View note
merveaktgg · a day ago
Text
Düşünüyorum da , beni en güzel sen üzdün. . . “Senden bir tane büyük ricam var.” dedim. Yalvarırım benimle kavga etme.Asla etme.Bir kere bile etme.Çünkü ben kavgada acımasızım. Köprüleri çok kolay yıkarım.Terk edip gitmenin özgürlüğüyle sarhoş olan birini kavgada yenemezsin özrümü kabul et, gayri ben bu hayattan çekildim...
0 notes
saturnlublogg · a day ago
Text
Giden de haklı olabilirmiş bunu sende tecrübe ettim beni istemeye istemeye vazgeçmeye ittiğin zaman..
1 note · View note
brokenw3eb · a day ago
Text
Tumblr media
“O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?’ diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?’ dedi…” Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz? Kendinize yapar mıydınız bunu?
0 notes
saturndekidunya · a day ago
Text
Tumblr media
Boğazı dantel gibi süsleyen Kız Kulesi, her şeye tepeden bakan kibirli Galataya aşık oluyordu...
2 notes · View notes
islakkulluk · a day ago
Text
Sevgilim; Vedaları pek sevmem. Hoşçakalmak için bana tek gereken sensin.
1 note · View note